15 Mayıs 2014 Perşembe

                                    GENEL FİZİKİ  COĞRAFYA SÖZLÜĞÜ




                                                                                    A
Abisal ova: okyanus tabanlarındaki deniz ovası.
Abisal fasiyes: deniz diplerindeki çökeller.
Abrazyon: deniz dalgalarının oluşturduğu aşındırmaya verilen ad.
Açık havza: suyunu denize ulaştırabilen havza.
Açısal hız: dünya üzerindeki bir noktanın dönüş açısı.
Ada: sular arasında kalan kara parçası.
Adacık: adanın küçüğüne verilen ad.
Adyabatik: havanın ısı alış verişi yapmadan sıcaklığının değişmesi.
Ada yayı: yüzlerce volkandan meydana gelen, uzun ve yay gibi bükülmüş okyanus adaları zinciri.
Afel: dünyanın güneşe en uzak olduğu zaman.
Afet: doğanın neden olduğu yıkım, felaket.
Afotik bölge: ışık almayan yer.
Aglomera: yanardağın püskürdüğü malzemeler.
Ağaç sınırı: ağaç topluluğunun yetişebildiği yerin bitimi.
Ağır küre: yerin en derinlerindeki ağır bölüm.
A-horizonu: organik bakımdan zengin olan toprağın üst kısmı.
Akanyıldız: meteorit.
Akarsu: belirli bir yatak içindeki suya verilen ad.
Akarsu ağı: akarsuların kendilerinin ve kollarının oluşturduğu şebekelerin tümü.
Akarsu çığırı: kaynak ile denize döküldüğü ağız arasında kalan bölge.
Akarsu debisi: akarsudan geçen su miktarına denir.
Akarsu havzası: bir akarsuyun sularını topladığı bölge.
Akarsu rejimi: akarsu akımında yıl içerisinde meydana gelen değişmelerin tümü.
Akarsu sekisi: akarsuların iki yakasında da görülen basamak biçimindeki yer şekli.
Akarsu yatağı: akarsuyun içinden aktığı çukur bölge.
Akış: suyun akma şekli.
Akifer: yer altında suların toplandığı hazne.
Aklan: bir ülkenin denize doğru genel eğimi.
Akmaz: mendereslerden kopan at nalı şeklindeki çanaklarda biriken su.
Albedo: bir yüzeye gelen güneş ışınlarının o yüzeyde yansıyan ışınlara oranı.
Alçak basınç: 1013 mb’dan az olan hava kütlelerinin basıncı.
Alçıtaşı: kimyasal tortul bir taş. Jips.
Algı: dikkat çekici yöne yönelmek.
Algılamak: anlamak.
Alize: sürekli.
Alize rüzgârları: 30 derece enlemlerinden ekvatora esen rüzgârlardır.
Alkali: sodyum karbonat ve potasyum karbonattan oluşan bileşik. Kurak bölgelerdeki topraklarda bulunur.
Alokton: başka yerlerden taşınarak gelen malzeme.
Alpin: dağların yüksek kesimlerinde orman, ağaç yetiştirme sınırının üstü.
Alpin bitkiler: ağaç yetiştirme sınırının üstünde oluşan otsu bitkiler.
Alp orojenezi: 3. Jeolojik zamanda oluşan dağ oluşum hareketleridir.
Alüvyal toprak: alüvyonlar üzerindeki toprak.
Alüvyon: akarsuların taşıdığı malzeme.
Alüvyon yelpazesi: bir su akıntısıyla taşınan malzemelerin ağızda birikmesiyle oluşturdukları koni biçimi.
Amfibol: kayaç oluşumuna yardımcı olan minarelerin tümü.
Amplitüd: gel-git hareketi sırasındaki su düzeyi farkı.
Anadolu: güneşin doğduğu yer.
Ana kaya: hiçbir değişikliğe uğramamış kaya.
Ana materyal: toprağın altında bulunan temeli oluşturan malzemedir.
Andezit: renkli dış püskürük taşı.
Anemometre: rüzgârın hızını ölçen alet.
Anomali: normalden farklı bir değer için kullanılır.
Antartika: Güney Yarımkürenin en güneyindeki kıtadır.
Antesedans olayı: bir kara kütlesi yükselmeye uğradığında üzerindeki akarsuyun kütleyi yarması olayı.
Antiklinal: kıvrılan dağın yüksekteki kısmı.
Antisiklon(yüksek basınç): 1013 mb üzerindeki basınç.
Antropojen bozkır: insanların tahribiyle oluşan bozkırlar.
Aphelin: dünyanın güneşe en uzak olduğu tarih.
Artezyen: suyun bir yer kırığından fışkırması.
Asılı vadi: buzulun ana vadiyi aşındırmasıyla ana vadiye ulaşan kol.
Aşınım yüzeyleri: arazilerin çeşitli nedenlerle aşınması sonucu oluşan düz alan.
Ateş çemberi: Avustralya, Asya ve Amerika kıtaları arasındaki deprem levhalarının bulunduğu bölge.
Atmosfer: dünyayı çevresinde içinde gazların bulunduğu tabakadır.
Atmosfer basıncı: havanın bir gezegene uyguladığı ağırlık.
Atmosfer sirkülâsyonu:
Atlas: haritaların toplu halde bulunduğu takım.
Atol: ölen mercanların oluşturduğu ada.
Aurora: 1.Roma Şafak tanrıçası 2.kutup ışıkları.
Ay’ın evreleri: Ay’ın değişik şekillerde görülmesi.
Ay tutulması: dünyanın güneş ile ay arasına girmesiyle ayın bir kısmının yâda tamamının gölgede kalması.
Aysberg: su içindeki buzdağı.
Azot döngüsü: bitkilerin azotu alıp, tekrar atmosfere bırakması.






                                                                                 B
Badland: yarı kurak bölgelerdeki kötü arazi.
Bağıl nem: havanın neme doyma oranı.
Bakı: dağın güneşe göre konumu.
Bank: sığ deniz diplerindeki kum yığıntıları.
Banket: toprakları yerinde tutmak için insan eliyle yapılan taraça.
Bankiz: kutup çevresinde suyun donmasıyla oluşan buz kütleleri.
Barisfer: yerin çok derinliklerindeki ağır kısım.
Barkan: hilale benzeyen kum birikintisi.
Basınç: havada bulunan su buharı ve gazların cisimler üzerine uyguladığı kuvvet
Baskın tür: doğada sayıca fazla olan tür.
Basra Körfezi: Hint Okyanusunun Arabistan ile İran arasına bulunan girintisi.
Başkalaşma: bir taşın yapısının fiziksel ya da kimyasal değişmeye uğraması.
Başlangıç meridyeni: boylamların sayılmasında başlangıç olarak seçilen meridyen.
Batak çayır: içine su çekmiş çayırlar.
Bataklık: toprağı çok ıslak, çamurlu, akıntısı olmayan yer.
Bataklık gazı: bataklıklarda oluşan gaz.
Batı rüzgârları: iki yarımkürede de tropikal yüksek basınçtan 40 65 enlemlerine doğru esen sürekli rüzgârlardır.
Batolit: yer kabuğunun derinliklerinde oluşmuş yığınlar.
Bazalt: lavın soğumasıyla oluşan kayaç.
Bel: dağların alçaldığı kısım.
Beşeri coğrafya: insanın çevreyle olan ilişkisini inceleyen coğrafya kolu.
Bilim: herkes tarafından kabul görmüş bilgiler topluluğudur.
Bindirme: dağ oluşurken bir kütlenin diğeri üzerine yerleşmesi.
Birikinti konisi: akarsuyun taşıdığı malzemeleri eğimin azaldığı dağ eteklerinde biriktirmesi.
Bitki: yetiştiği toprağa kökleriyle tutunarak yaşayan canlı.
Bitki örtüsü: bir bölgede bulunan bitki topluluklarının tümü.
Biyocoğrafya: canlılar coğrafyası.
Biyojenik çökel: fosil içeren tortul.
Biyom: türler arasındaki en büyük topluluk.
Biyosfer: canlıların içinde yaşadığı küre.
Biyoenerji: organik maddelerin ayrışmasıyla oluşan enerji.
Boğaz: 1)suyolu geçidi. 2)dar dik yamaçlı vadi.
Boğaz vadi: akarsuların dağları yarmalarıyla oluşan vadi.
Blokdiyagram: yeryüzünün herhangi bir kesimini gösteren üç boyutlu şekil.
Boreal orman: soğuk ortamlarda yetişen orman.
Botanik: bitkilerin her türlü faaliyetini inceleyen bilim.
Boylam: dünya üzerinde bulunan bir noktayla başlangıç meridyeni arasındaki açı.
Boyun: dağın alçak kısmı.
Breş: köşeli taşların çimento ile birleşmesi sonucu oluşan tortul kayaç çeşidi.
Bulut: su buharının yoğunlaşması sonucu havada oluşan küçük su tanecikleri kümesi.
Bulutlu: gökyüzünün büyük kısmının bulutla kaplı olduğu zamanlar.
Bulutluluk oranı: gökyüzündeki bulut oranı
Buzul: karların yoğunlaşmasıyla oluşan buz kütlesi.
Buzul aşındırması: buzulun bulunduğu yeri oyması olayı.
Buzul dönemi: iklim değişikliği sonucu buzların yayıldığı bir jeolojik dönem.
Buzullar arası dönem: günümüzden daha sıcak ve daha yağışlı olan dönem
Buzul dili: buzulların vadi boyunca sarkan kesimi.
Buzul gölü: buzul aşındırması sonucu oluşan göller.
Buzul vadi: buzul aşındırması sonucu oluşan U şeklindeki vadi.
Bük: verimli tarlalar.

                       C                                                              
Camsı yapı: volkanizmanın hızlı soğumasıyla oluşan yapı.
Cebel: dağın Arapçadaki karşılığı.
Cephe: iki değişik hava kütlesinin karşılaşmış olduğu alan.
Cephe yağışı: sıcak ve soğuk hava kütlelerinin karşılaştığı yerde meydana gelen yağış.
Cezir: gelgit olayındaki deniz çekilmesini ifade eder.
Cıvalı barometre: atmosfer basıncını ölçen yukarı ucu açık cam boru.
Coğrafi: ‘coğrafya bakımından’ anlamına gelir.
Coğrafi bölüm: kendi içinde benzerlik gösteren en büyük coğrafi alan.
Coğrafi durum: bir yerin çevresindeki bir yerle ilgisini belirtir.
Coğrafi keşifler: yerkürenin ilmi, ticari, askeri anlamda araştırılması.
Coğrafi konum: bir alanın bulunduğu yer o alanın coğrafi konumudur.
Coğrafi olay: coğrafi bir konuda oluşan ortaya çıkan durum.
Coğrafi senaryo: coğrafi bir konuyu hikâyeleştirerek anlatmak.
Coğrafi teori: coğrafya ile ilgili bir konuda görüş, kuram.
Coğrafi yeryüzü: insanların yaşadığı alan.
Coğrafya: yeryüzündeki olayları bütün çeşitlilikleri ile anlatan bilim.
Coğrafyacı: coğrafya biliminde uzmanlaşmış kimse.
Coğrafya eğitimi: coğrafya ile ilgili konuların anlatılması.
Coğrafya öğretmeni: coğrafya konularını anlatan kimse.
Cosmos: evren
Cüruf: madenler işlendikten sonra kalan artık.


                                                 
                                                              Ç

Çağlayan: akarsuyun yüksekten aktığı yer.
Çakıl taşı: çakılların çimento yardımıyla yapışması sonucu oluşan taşlar.
Çakmaktaşı: denizlerde eriyik halde bulunan taş.
Çamur akıntısı: toprağın su ile doyarak akması.
Çatallanma: ırmağın çatal çatal akması olayı.
Çatlayan Dalgalar: suda oluşan dalgaların kırılarak parçalanması.
Çay: ırmaktan küçük bir akarsu çeşidi.
Çayır: otluk alan.
Çekirdek: dünyanın en ağır elementlerinin bulunduğu bölüm.
Çeltik: pirinç yetiştirilen tarla.
Çentik vadi: akarsuların derine doğru aşındırmasıyla oluşan V şekilli vadilerdir.
Çernezyom: kara toprak.
Çevre: canlıların var olduğu ortam.
Çevrebilim: canlı ve cansız ortam arasındaki ilişkiyi inceleyen bilim.
Çığ: dağların yüksek kesimlerinde karın koparak yuvarlanması ve yuvarlandıkça büyümesi sonucu oluşan kar kütlesi.
Çığır: akarsuyun havzasından döküldüğü yere kadar izlediği alan.
Çisenti: küçük damlacıklı az yağan yağmur.
Çiy: havanın açık olduğu gecelerde, havadaki su buharının cisimler üzerinde oluşturduğu su damlacıkları.
Çizgi ölçek: küçültme oranını çizgi grafikte gösteren ölçek.
Çizgisel hız: yerküre üzerinde bir noktanın yer değiştirme hızı.
Çoraklaşma: toprağın yapısının değişmesiyle bitki yetişmesinde meydana gelen engellenme.
Çökme dolini: mağara tavanlarının çökmesiyle oluşan karstik şekil.
Çöl: bitki örtüsünün bulunmadığı kurak yerler.
Çölleşme: bir bölgenin gittikçe kuraklaşması, yoksullaşması, çoraklaşması.
Çözülme: taşların ayrışması.

                                                                 D
Dalgalar: suların periyodik salınmasıdır.
Dalgakıran: limanları dalgalardan koruyan yapı
Dalyan: deniz kıyılarında balık avlamak için oluşturulan yerler.
Damlataşı: sarkıt ve dikit kelimelerini ifade eder.
Damtaşı: kilin başkalaşımı sonucu oluşan kayaç.
Deflâsyon: rüzgârın kurak veya yarı kurak bölgelerdeki kumları aşındırması.
Delta: akarsuyun denize döküldüğü yerde malzemelerini biriktirerek oluşturdukları ova.
Denge profili: akarsuların yataklarını aşındırmasıyla oluşan iç bükey eğriler.
Deniz: okyanusların kıta içindeki kolları.
Deniz depremi: denizin dibinden daha aşağılardaki sarsıntı.
Deniz gerilemesi: denizin karadan çekilmesi.
Deniz haritası: deniz gidiş gelişlerini belirleyen harita.
Deniz hendeği: deniz dibinde bulunan uzun çukurluklar.
Deniz ilerlemesi: denizin karadaki çukurları basması olayı.
Denizkulağı: körfez ve koyların bulunduğu kıyılarda deniz dilinin oluşmasıyla bunların göle biçimi alması.
Denizlerin ortalama derinliği: denizlerin ortalama derinliği 4000 m dır.
Deniz meltemi: gündüzleri denizden karaya doğru esen yel.
Derin deniz çukurları: kıtaların çarpıştığı yerde bulunan yeryüzünün en dar bölgesi.
Derin deniz platformu: ortalama derinliği 6000 m olan yeryüzünün en geniş platformu.
Deniz tabanı yayılması: magma hareketleri sonucu oluşan kırıklardan lavların yayılması.
Deprem: yer altında biriken enerji sonucu yer kabuğunda meydana gelen titreşim.
Deprem odağı: yer altında enerjinin çıktığı nokta.
Detritik maddeler: kil vb. maddelerin parçacıkları.
Diffüz ışık: bulutlu günlerde güneş ışınlarının su parçalarına çarparak yayılması.
Dikit: mağara tavanlarından damlayan suların buharlaşarak, tabanda bulunan kireç ile birleşmesi sonucu yükselen sütunlar.
Direnç sorunu: formasyonların dirençli olanlarıyla az dirençli olanları arasında oluşan eğim.
Diskordans: tabakalar arasında meydana gelen uymazlık.
Diskordant: uyumsuz tabakalaşma.
Dislokasyon: yer kabuğunu oluşturan kütleleri esas durumlarının bozulması.
Dislokasyon zelzelesi: yerinden oynama depremi.
Diverjans: havanın merkezden çevreye doğru yayılması.
Diyaklâz: çatlak.
Diyorit: bir iç püskürük taşıdır.
Dogma: doğru olup olmadığı tartışılamayan bilgi.
Dogmacılık: bilgiyi eleştirmeden kabul eden düşünce.
Dolin: kalker platolar üzerinde oluşan erime çukurlukları.
Dolu: buz parçaları şeklinde yeryüzüne düşen yağmur çeşidi.
Dolunay: Ay’ın bütün yüzünün görünmesi.
Donma: suyun sıvı halden katı hale geçmesi.
Doruk: dağ zirvesi.
Doruk çizgisi: dağ tepelerini birleştiren çizgi.
Dönence: güneş ışınlarının dik açıyla düştüğü 23 27 enlemleri.
Dönenceler arası: 23 27 enlemleri arasında kalan bölge.
Döngü: çevreden alçak basınç alanına doğru hava hareketi.
Drenaj:  suyun akması.
Drenaj kanalları: suyun akıtılması için kanallar.
Düden: kalkerli araziler erime sonucu oluşan kapalı çukur.
Dünya: güneş sisteminin gezegenlerinden biri.
Dünya ekseni: dünyanın kendi etrafındaki dönüş hareketinin ekseni.
Dünya haritası: dünyanın tamamının bir düzleme aktarıldığı harita.
Dünya meteoroloji örgütü: 189 ülke ve bölgenin hava durumu hakkında bilgi veren kuruluş.
Dünya sağlık örgütü: toplum sağlığı ile ilgili çalışmalar yapan örgüt.
Dünyanın yıllık hareketi: dünyanın 365 gün 6 saatte yaptığı hareket.

                                                           E

Ekinoks: gece ve gündüzün birbirine eşit olduğu tarihler.
Ekliptik:  dünyanın güneş etrafında dönerken çizdiği yörünge.
Ekliptik düzlem: dünyanın çizdiği yörüngeden geçtiği varsayılan düzlem.
Ekoloji: canlı ile ortam arasındaki ilişkiyi inceleyen bilim.
Ekocoğrafya: çevrebilimine coğrafi yöntemle yaklaşım.
Eksfolisyon: kimyasal ayrışma sonucu kaya kütlelerinin soyulması.
Ekstrüzif kayalar: magmanın soğumasıyla oluşan kayalar.
Ekstrüzif volkanizma: dış volkanizma.
Ekvator: dünyayı iki yarım küreye ayırdığı varsayılan çizgi.
Ekvatoral iklim: dönenceler arası bölgelerin iklimi.
Elektrik santrali: elektrik üretimi için oluşturulan bir fabrikanın tesislerinin hepsi.
Endemik Bitki: yayılma alanı daralan belli bölgelerde yetişen bitki.
Engebeli arazi: inişli-çıkışlı arazi.
Engebelilik: eğimin sık sık değişmesi, coğrafi oluşumların farklılık göstermesi.
Enlem: dünyanın herhangi bir noktasından ekvatora paralel olarak geçen çember.
Epifit: başka bitkiler üzerinde büyüyen parazit olmayan bitki.
Epirojenez: kıta hareketleri.
Episantr: depremin yeryüzündeki odak noktası.
Erg: kumlardan oluşan çöllere verilen isim.
Erozyon: toprak örtüsünün çeşitli yollarla taşınması.
Erüpsiyon: volkan patlaması sırasında çıkan maddelerin yeryüzüne püskürmesi.
Eşgenlik çizgileri: sıcaklığın bir değerde bulunduğu yerleri birleştiren eğri.
Eteziyen: yaz döneminde kuzeybatıdan gelen serin rüzgâr.
Etken: bir şeyin değişmesine etki eden her şey.
Etkileşim: etkileşme sürece.


                                                    F

Fakolit: kıvrımlı bölgelerde lavların katılaşıp sıkışması.
Falez: dalga aşındırması sonucu oluşan kıyı.
Fasiyes: tortullaşma ve çökelmenin oluştuğu yer.
Fauna: hayvanların sınıflandırılması.
Fay: levha hareketleri sonucu oluşur.
Fay atımı: hareket eden blokların birbirine göre kayma miktarı.
Fay aynası: yer değiştiren, yükselen ve alçalan bloklar arasındaki yükseklik farkı.
Fay çizgisi:  fay oluşumu sırasında meydana gelen parlak yüzey.
Fay dikliği: kırılmanın olduğu çizgisel hat.
Feldspatlar: kayaçların oluşumundaki en önemli minareler.
Fenoloji: bitki gelişimi ve iklim arasındaki bağlantıları inceleyen bilim.
Fenoloji atlası: bitki faaliyetlerini gösteren harita.
Fırlama: yanardağ malzemesi.
Fırtına: şiddetli rüzgâr.
Filat: kil taşının değişime uğraması ile oluşur.
Fitocoğrafya: bitki coğrafyası.
Fitoplankton: bitki planktonu.
Fiyord: buzul vadilerinin deniz suları altında kalmasıyla oluşan girintili çıkıntılı kıyılara.
Fiziki coğrafya: doğal çevreyi inceleyen coğrafya dalı.
Fiziksel çözülme: taşların fiziksel yollarla içeriği değişmeden ayrışması.
Fliş: jeosenklinal tortul topluluğu.
Flora: bir ortamdaki tüm bitkisel canlıların sınıflandırılması.
Flora bölgeleri:  bitki topluluğu bölgeleri.
Fluviyal topografya: akarsuların birikme aşınma gibi faaliyetlerinin etkili olduğu alan.
Forland: ön bölge.
Formasyon: jeolojik bir devirde oluşan tabakalar dizisi
Fosil:  ölmüş varlıkların kalıntısı.
Fotogrametri: havadan alınan resimlerin haritaya dönüştürülecek şekilde işlenmesi.
Fön olayı: sıcaklık alış-verişinde bulunamayan havanın sıkışması sonucu ısınması
Fümeral: yanardağ tütmesi.
                      
                         G


Galeri ormanları: savan bölgelerindeki sürekli yeşil ve nemli kalabilen ormanlardır.
Garig: makinin tahrip edilmesiyle oluşan çalı topluluğu.
Gayzer: fışkıran sıcak su.
Ge: dünya.
Gegraphe: coğrafyayla ilgili.
Gel akıntısı: gel-git.
Geleğen: göle karışan akarsu.
Gel-git: suyun kabarıp alçalması sırasındaki su düzeyi farkı.
Genlik: gelgit hareketi sırasındaki su düzeyi farkı:
Geodezi: dünyanın şekliyle ilgilenen, haritaların dayandığı temelleri veren bilim.
Geographia: coğrafya.
Geoid: dünyanın şekli.
Gezgen: gök cisimlerinin genel adı.
Gideğen: gölün fazla suları dışarı boşaltması.
Gnays: granitin değişime uğramasıyla oluşur.
Gök: gök cisimlerinin bulunduğu boşluk.
Gökada: uzayın algılanabilen bölgesi.
Gök atlası: gök cisimlerini yerlerini göstermeye çalışan harita takımı.
Gök ekseni: dünya kutuplarının sonsuz ekseni.
Gök ekvatoru: dünya ekvatorunun sonsuza uzatılmasıyla oluşan eksen.
Gök küresi: sonsuza uzandığı varsayılan dünya merkezi küre.
Göl: kara üzerinde çukurlarda birikmiş akmayan su birikintisi.
Göl ayağı: gölün sularını boşalttığı akarsuyun gölden beslenmesi.
Göl bilimi: gölleri inceleyen bilim.
Gölet: yapay göl.
Gölge yönü: dönence dışındaki alanlarda gölgelerin her yarım kürede farklı yönlere düşmesi.
Graben: çöküntü sonucu oluşan blok.
Granit: çeşitli minareler içeren iç püskürük taştır.
Günberi: dünyanın güneşe en yakın olduğu ve en hızlı döndüğü gün.
Gündönümü: gece ve gündüzün en uzun ve en kısa yaşandığı tarihler.
Günöte: dünyanın güneşe en uzak olduğu ve en yavaş döndüğü gün.
Gün eşitliği: gece ve gündüzün eşit olması.
Güneş: Samanyolu galaksisindeki yıldızlardan biri, dünyanın ısı kaynağı.
Güneş tutulması: Ay’ın güneş ve dünya arasına girmesiyle güneşin bir kısmının ya da tamamının görülmemesi.

                          H
Habitat: canlıların yaşadığı doğal ortam
Hafriyat: kazı.
Haliç: akarsu ağızlarında oluşan huni biçimindeki girinti.
Haliçli kıyı: vadilerin aşağı kesimlerinin sular altında kalmasıyla oluşan kıyı.
Hammada: kaya çölü.
Harita: yeryüzünün bütününün ve ya bir bölümünü küçültülerek düzleme aktarılmış hali.
Harita anahtarı: harita işaretlerinin ne anlama geldiğini gösteren kısım.
Harita ölçeği: haritada da ki uzunlukların yeryüzündeki uzunluklara oranı.
Hava: atmosferi oluşturan gazların tümü.
Hava haritası: hava durumunu gösteren bir bölgenin haritası.
Hayvan coğrafyası: hayvan dağılışını inceleyen bilim.
Hazan: sonbahar.
Hersinyen: dünyamızın oluşumundan beri meydana gelen 3 büyük orojenezden biri. (1. Jeolojik zaman sonları; Appalaşlar, Urallar, Orta Ren Dağları)
Heyelan: toprak kayması.
Heyelan set gölleri: akarsuyun önünü toprağın kapatmasıyla oluşan göller.
Hidrograf: suyun akım durumunu gösteren grafik.
Hidrografi: su bilgisi.
Hidrografya: bütün su oluşumlarının etkinliklerini inceler.
Hidrografya haritası: sular hakkında bilgi veren harita.
Hidrolojik döngü: suyun yeryüzü ve atmosfer arasındaki döngüsü.
Hidrosfer: yeryüzündeki bütün sulara verilen ad.
Higrofil: suyu seven bitki.
Hinterlant: bir kentle ekonomik ve toplumsal alanda ilişkide bulunan bölge.
Hiposantr: depremin iç merkezi.
Hipsografik eğri: yeryüzündeki derinlik ve yüksekliği gösteren eğriler.
Horizon: toprak katları.
Horst: çöküntü sonucu yüksekte kalan kesim.
Humus: bitki artıklarından oluşan organik madde.

                        I

Ignimbirit: kül bulutlarının yığılmasıyla oluşan kayaç.

Issız: kimsenin bulunmadığı yer.

Işık yuvarı: güneşin dış küresi.

Işıma: güneş enerjisinin atmosfere verilmesi.


                        İ

İç deniz: kara içlerine sokulan denizler.

İçbuzul: geniş alanları kaplayan buzul örtüleri.

İçbükey: bükülmüş yamaç.

İçe akışlı bölge: kapalı havza.

İğne yapraklı orman: yaprakları iğne şeklinde olan ağaçlardan oluşan orman.

İkinci zaman: 160 yıl süren jeolojik zaman.

İklim: uzun süre devam eden hava koşulları.

İltiva: kıvrılma.

İndirgenmiş sıcaklık: yükseltiyi 0 kabul edip ölçen sıcaklık.

İnfilak: patlama.

İnlandsis: kalın ve geniş buzul örtüsü.

İnsolasyon: güneşlenme.

İnterglasyal dönem: günümüzden daha sıcak olan dönem.

İnterserpsiyon: suların bitki yapraklarında ve gövdesinde kalması.

İso: eş.

İsoamplitüd: en yüksek en düşük sıcaklık farkı.

İsonef: aynı bulutluluk oranını birleştiren eğriler.

İsoseist: eş sarsılma eğrisi.

İstep: bozkır.

İyonosfer: Zaralı ışınları tutan katman

İzobar: aynı basınç noktalarını birleştiren eğri.

İzobat: eşit derinliklerden geçirilen eğri.

İzohalin: eş tuzluluk eğrisi.

İzohips: aynı yükseltileri birleştiren eğriler.

İzostatik Denge: yer kabuğunun manto yüzeyinde batmadan kalabilmesi.

İzoterm: aynı sıcaklıklardan geçen eğriler.

İzoterm haritaları: izoterm yardımıyla çizilen haritalar.

İzoyet: aynı yağış miktarlarını birleştiren eğri.

                          J

Jama: huni şeklindeki karstik kuyu.
Jeo: yer.
Jeoantiklinal: deniz üzerindeki sırtlar.
Jeodezi: yerölçüme bilimi.
Jeofizik: yer fiziğiyle uğraşan bilim.
Jeoloji: yer bilimi.
Jeolojik: jeolojiyi ilgilendiren.
Jeolojik harita: yeryüzündeki fiziki oluşumların dağılımlarını gösteren haritalar.
Jeomorfoloji: yer şekilleriyle ilgilenen bilim dalı.
Jeomorfoloji haritaları: yer şekilleri hakkında bilgi veren haritalar.
Jeomorfolojik: yeryüzü şekilleriyle ilgili.
Jeopolitik: coğrafi konumu uluslar arası alandaki önemiyle inceleyen bilim.
Jeosenklinal: tortulların birikerek kıvrımlı dağlar oluşturdukları okyanus tabanları.
Jeoterm basamağı: yerin altına indikçe sıcaklığın 33 m de bir sıcaklığın 1 derece düşmesi.
Jeoterm derecesi: 1 derece sıcaklık artışında kabul edilen 33 m.
Jeotermal: yerin derinliklerindeki sıcaklık.
Jeotermal enerji: yerin derinliklerindeki sıcak suyun elektrik enerjisine dönüştürülmesi.
Jips: kimyasal tortul taş.

                                                              K
Kaldera: volkan konisinin patlamasıyla oluşan çukurlar.
Kaldera adası: kalderanın su yüzeyine çıkmasıyla oluşan ada.
Kaledoniyen: : dünyamızın oluşumundan beri meydana gelen 3 büyük orojenezden biri.(1. Jeolojik zaman; İskoçya ve Norveç’teki dağlar)
Kalker: kirecin çöküp taşlaşmasıyla oluşan taş
Kambriyen: en yaşlı kayaç.
Kanyon vadi: aşınım sonucu oluşan basamaklı vadiler.
Kapalı havza: sularını denize dökmeyen havza.
Kar: bir yağış çeşidi.
Kara: yeryüzünün toprakla örtülü kısmı.
Kara toprak: en verimli toprak.
Karayel: Kuzeybatıdan esen rüzgâr.
Karbon döngüsü: karbonun atmosfer, yeryüzü vb. arasındaki dolaşımı.
Karstik bölge: karstik şekillerin bulunduğu alan.
Karstik göller: karstik alanlarda çukurlarda oluşan göller.
Karstik kaynak: kalkerli arazilerde yüzeye çıkan yer altı suları.
Karstik süreç: karstik şekillerin oluşumundaki kimyasal süreç.
Karstik şekil: suların çözülmesiyle çözünebilen taşlarda oluşan şekiller.
Karstik yöre: karstik şekillerin bulunduğu yöre.
Kartoğrafta: haritacılık.
Katman: tabaka.
Katmanbilim: yerin yapısını inceleyen bir bilim.
Kavkı: kabuk.
Kavkılı katman: fosil kabuklu tabaka.
Kavkılı kayaç: hayvansal fosiller içeren kayaç.
Kavkılı kum: fosil kabuklu kum.
Kaya: taş kütlesi.
Kaya çölü: kayalıkların olduğu çöl alanları.
Kayaç: taş ve kaya.
Kaynak: yeraltı sularının yüzeye çıkmasıyla oluşur.
Kaynak suyu: yeraltı suyu.
Kenar deniz: adaların okyanusları denizlerden ayırmasıyla oluşur.
Kesir ölçek: küçültme oranının kesirlerle ifade edilmesi.
Kestane ve kahve renkli step toprakları: step alanı topraklarıdır.
Kıraç arazi: verimsiz sulanmayan arazi.
Kırağı: soğuyan yüzeylerde oluşan buz kristalleri.
Kırç: aşırı soğuklarda su taneciklerinin buza dönüşmesi.
Kırgıbayır: yarı kurak bölgelerdeki girintili çıkıntılı yer şekli.
Kırmızı toprak: Akdeniz iklim bölgesi toprakları.
Kıta: denizlerin ortasındaki çok büyük kara.
Kıta platformu: derin deniz platformundan sonra en geniş alan.
Kıta sahanlığı: 200 m derinliğe kadar olan saha.
Kıta yamacı: kıta sahanlığı ve derin deniz platformunu birbirine bağlar.
Kıvrım: yerkabuğunun basınçtan dolayı aldığı şekil.
Kıyı: kara ile suyun birleştiği yer.
Kıyı bölgesi: kıyıya yakın, denizel olaylardan etkilenen alan.
Kıyı ortamı: su olaylarının(dalga gibi) altında kalan alan.
Kiltaşı: killerin yapışması sonucu oluşan taş.
Kimyasal çözülme: taşların kimyasal bileşimlerinin de değişerek ayrışması.
Klasik: alışılmış olan.
Klimatik topraklar: iklim etkisiyle oluşan topraklar.
Kolüvyal toprak: dağ eteklerinde biriken topraklar.
Kom: hayvanların otlatıldığı yerde oluşturulan yerleşmeler.
Kominikasyon: haberleşme.
Kompleks: birbirini tamamlayan tesisler.
Komplike: birden fazla öğesi bulunan karmaşık.
Konkordan: tabakaların birbiri üstüne gelmesi.
Konuş: bir yere yerleşme.
Konuşlandırmak: yerleştirilmek.
Konveksiyonel yağış: sıcak havanın yükseldiği yerde soğumasıyla oluşur.
Konverjans: hava kütlelerinin kavuşması.
Korelat depo: araziden aşınan malzemenin çevrede ya da çukur bir alanda birikmesi.
Korrazyon: akarsu ve rüzgârların etkisiyle oluşan aşınım.
Korrozyon: kimyasal aşınım.
Koy: körfezden küçük girinti.
Koycuk: koyun küçüğü.
Kör vadi: bazı akarsuların yeryüzündeki sürekliliğini yitirmesiyle oluşur.
Körfez: kara içindeki deniz girintisi.
Krater: yanardağ tepesindeki çukurluk.
Krater gölü: yanardağ tepesindeki çukurlukta oluşan göl.
Kratojen: yerin hareketsiz kısmı.
Krivetz: Romanya’dan esen soğuk rüzgârlar.
Kroki: kuşbakışı görünümün ölçeksiz çizilmesi.
Kserofil: kuraklık seven bitki.
Kserofit: kuraklığa dayanabilen bitkiler.
Kuars: kayaç oluşumunda etkili olan mineral.
Kuarsit: kuarstan oluşan kayaç.
Kuesta: eğimli alanlarda sert kısım üzerinde meydana gelen dik alın.
Kum adacıkları: akarsu eğiminin azaldığı yerde kumların adacık şeklini alması.
Kumsal: deniz kenarında biriken kum depoları.
Kumul: rüzgâr etkisiyle biriken kumların tepe halini alması.
Kumtaşı: kumların çimento yardımıyla birleşmesiyle oluşur.
Kuraklık sınırı: yaz kuraklığının olduğu yerlerdeki sulama ihtiyacı.
Kurşun: gri renkteki yoğun metal.
Kutup: dünya ekseninin her iki ucu.
Kutup daireleri: her iki yarım kürede 66 enleminden geçen daireler.
Kutup ışıkları: genellikle kutup bölgelerinde görülen gece ışıması.
Kutup rüzgârları: kutuplardan 60 enlemlerine esen rüzgârlar.
Kuyruklu yıldız: kuyruk denilen ışıklı bir uzantısı olan gök cismi.
Kütle hareketleri: arazideki akma-kayma olaylarının tamamı.

                                                         L
Lagün: kıyı gölü.
Lahar: yanardağdaki çamurlu akıntı.
Lakolit: magmanın oluşturduğu bir volkan kütlesi.
Lapili: volkanizma sırasında yayılan küçük taşlar.
Lapse-rate: sıcaklık değerinin derece cinsinden ifadesi.
Lapya: sularla aşınan kalkerli arazilerde oluşan oluklar.
Laterit: sıcak yerlerdeki toprak tipi.
Lav: volkanizma sırasında çıkan çok sıcak madde.
Lav platosu: lavla örtülmüş plato.
Lavrasya: kuzey yarımküre kıtlarını oluşturan kara parçası.
Lavrensia: Lavrasya.
Lejand: harita anahtarı.
Levha tektoniği: levha modellerine göre yer hareketlerinin açıklanması.
Lığ: akarsu malzemeleri.
Limanlı kıyı: koyları, körfezlerin veya vadilerin su altında kalmasıyla oluşan kıyılar
Limnoloji: göl bilimi.
Litosfer: taşküre.
Lös: rüzgârların taşıdığı toprak.
Lumaşel: hayvansal fosiller içeren kayaç.

                                                           M

Maar: magmadan gelen gazların patlamasıyla yüzeyde oluşan çukur.
Madencilik: yer altındaki madenlerle ilgili yapılan işlemlerin tümü.
Magmatik: magma içerikli.
Magmatik kayaçlar: magmanın soğuyarak katılaşmasıyla oluşan kayaçlar.
Mağara: yer altına sızan suların oluşturduğu büyük boşluklar.
Maki: Akdeniz iklim bölgesindeki çalı topluluğu.
Maksimum nem: havanın taşıyabileceği en fazla nem miktarı.
Mantarkaya: rüzgâr aşındırmasıyla oluşan şekiller.
Manto: taşküre ile çekirdek arasında kalan bölge.
Manyetosfer: uzaydan gelen tüm kozmik yapılara karşı oluşan koruma kalkanı görevi görür.
Matematik konum: dünya üzerindeki bir yerin ekvatora ve başlangıç meridyenine göre konumu.
Med: gelgit olayında denizin yüksek seviyesi.
Memba: kaynak.
Memba suyu: kaynak suyu.
Menderes: eğimin az olduğu yerde akarsuyun oluşturduğu büklümler.
Mercan: denizin sığ kısımlarında yaşayan iskeletli kireçli canlı.
Meridyen: ekvator dairesini birer derece aralıklarla dik olarak kesen ve kutuplarda birleşen yaylardır.
Mermer: kalkeri değişime uğramasıyla oluşur.
Mesa: yüksek, geniş düzlük.
Metalojeni: maden yataklarını inceleyen bilim alanı.
Metalojenik: maden yatakları ile alakalı olan.
Metamorfik kaya: fiziksel ve kimyasal değişmeye uğramış kayalar
Meteor: uzaydan dünyaya düşen taş.
Mineral: doğal yollarla oluşan homojen madde.
Mit: abartılı halk öyküsü.
Mitoloji: mit bilim alanı, efsanevi olaylar.
Moneklinal: bir yöne eğimli tektonik yapılar.
Moren: buzulların biriktirdiği taş parçaları.
Morfograya: yer şekillerini görünüşlerine göre inceleyen bilim dalı.
Morfoloji: yer şekillerini oluşumuna göre inceleyen bilim dalı.
Mostra: yeryüzünde görülebilen alan.
Mutlak nem: havanın içinde bulunan nemin gram olarak ifadesi.

                                                            N

Nap: örtü.
Negatif östatik hareketler: deniz seviyesi alçalması.
Nek: volkan bacasının tıkanmasıyla oluşan sütun şekli.
Nem: havadaki su buharı
Nemcil ağaçlar: çok su kaybeden, nemli topraklarda yetişen ağaçlar.
Nemlilik: havanın taşıdığı nem.
Nemli iklim: yağışın çok olduğu iklim.
Nemölçer: havadaki nemi ölçen araç.

                      O

Oba: geçici kır yerleşmesi.
Obruk: kireç taşlarının erimesiyle oluşan doğal kuyular.
Obsidyen: magmanın soğumasıyla oluşan taş.
Oğlak dönencesi: Güney yarımkürede 23 27’ enlemleri.
Ojit: bazaltların temelini oluşturan mineral madde.
Oksidasyon: oksitlenme.
Okyanus: kıtaları birbirinden ayıran su kütleleri.
Okyanusal kabuk: magmadan gelen malzemenin okyanus tabanlarında katılaşmasıyla oluşan kabuk.
Olgu: kanıtlanabilen olaylar.
Olivin: cam parıltılı, demirli tuz.
Oraj: elektrik boşalmaları, şiddetli fırtına.
Orman: bitki topluluklarını, ağaçları, hayvani canlıları kapsayan alan.
Orman sınırı: ormanın sona erdiği yer.
Ormanaltı florası: loş ortamda yetişen bitki topluluğu.
Orojenez: dağ oluşumu.
Orojonez hareket: dağ oluşumunu meydana getiren hareket.
Orta Atlantik Sırtı: Atlas Okyanusu ile Kuzey Okyanusu arasında, büyük bölümü sular altında bulunan bir sıradağ kümesidir.
Orta doğu: Afrika’nın kuzeydoğusunda ve Asya’nın güney batısındaki bölge.
Ova: düz ve düze yakın yüzey şekli.

                        Ö
Ökümen: yerleşilebilir alan.
Ölçek: haritalardaki küçültme oranı.
Önbölge: dağ oluşumunun yönelmiş olduğu alan.
Önbuzultaşı: buzul hareketlerinin durduğu zaman biriken morenler.
Önçukur:  jeosenklinalin kenar çukuru.
Örenyeri: eski yerleşim yerleri.
Östatik hareket: buzulların erimesiyle deniz seviyesinde meydana gelen değişmeler.
Ötrafikasyon: bitkilerin göl ve bataklıklarda aşırı büyümesi.

                                                                 P

Palecoğrafya: geçmiş dönem coğrafyası.
Paleoklimatoloji: geçmişin iklimini inceleyen bilim.
Paleontoloji: geçmiş dönemdeki canlıların özelliklerini inceleyen bilim.
Paralel daireler: ekvator üzerinde paralel olarak geçen daireler.
Pediment: dağ eteklerinde oluşan düzlük.
Pedoloji: toprak bilimi.
Peneplen: aşınım sonucu düzleşen alan.
Peri bacası: volkan tüflerini suların aşındırması ile oluşan piramide benzeyen sütunlar.
Periglasiyal:  buzul çevresi.
Permability: geçirgenlik.
Permafrost: donmuş zemin.
Peyzaj: bir yerin doğal ya da insan eliyle oluşturulmuş görüntüsü.
Piroklastik malzeme: volkanların çıkarttığı malzeme.
Plajioklaz: kayaç oluşturucu mineral grubu.
Plankton: deniz suyuyla sürüklenen canlı kalıntıları.
Plato: çevresindeki yerlere göre yüksekte bulunan düz ve geniş düzlükler.
Platin: işlenebilir, metalik element.
Pleistosen: buzul çağı.
Plütonik kayalar: derinlik kayacı.
Podzol topraklar: soğuk nemli bölge toprakları.
Polye: kireçtaşlarının erimesiyle oluşan karstik çukurluklar.
Ponor: su yutan, bir tür doğal kuyu.
Popülarite: popüler olan.
Popüler: tanınan, beğenilen.
Preglasyal çağ: buzul öncesi dönem.
Prekambriyen: ilk çağ öncesi kayaçlar.
Projeksiyon: coğrafi şekilleri düzleme geçirme yöntemi.
Psamofit: kum depoları üzerinde bulunan bitkiler.
Püskürük kayalar: lavların püskürüp katılaşmasıyla oluşan kayalar.
Püskürük maddeler: yanardağ püskürmesiyle çıkan maddeler.

                                                                    R

Radyal akarsu: ışınsal akarsu.
Radyasyon: elektromanyetik dalgalarla yayılan enerji.
Regolit: taş parçalanması ile oluşan toprak.
Regosol toprak:
Regresyon: deniz çekilmesi
Rejim: akarsudaki değişiklikler.
Relief: yeryüzü şekli.
Relief haritası: yeryüzü şekillerinin çizilmiş hali.
Reliefenergie: Alman coğrafyası terimlerinden, bir arazideki yükseklik farkından çıkarılan değerler anlamına gelir.
Relik bitki: günümüz şartlarında yetişmesi zor olan bitki.
Rendzina: organik madde bakımından zengin toprak.
Resif: mercan kalıntılarından oluşan kütle.
Rift: yarık saha.
Ripple mark: kum dalgacığı
Rüzgâr: havanın yatay hareketi.
Rüzgâr frekansı: rüzgârın belirli bir yönden esme sıklığı.
Rüzgâr oyması: rüzgârın bir yeri aşındırarak oyması.

                                                          S

Sander: buzulların eridiği yerde oluşan düzlükler.
Sarkıt: mağara tavanlarda aşağı doğru sarkan yapanlar
Savan: ağaçlı uzun boylu otlar, ağaçlı bozkır.
Sediman: tortul taşlar.
Sedimantasyon: akarsu ve rüzgârla gelen malzemelerin birikmesi, çökmesi.
Sedimantasyon kaya: tortullaşma sonucu oluşmuş kaya.
Sediment: çeşitli yollarla taşınıp depolanan malzemeler.
Sedir ağacı: Akdeniz bölgesinde sıkça görülen, kozalaklı ağaç türü.
Sekba: çöllerdeki yağışlı gün veya tuzlu su göl.
Seki: deniz, akarsu etrafında oluşan basamaklar
Sel: suyun taşması sonucu çevresindeki yerlere zarar vermesi.
Senklinal: kıvrılan dağın aşağıda kalan kısmı.
Sera etkisi: havanın çevreye göre fazla ısınması.
Serpantin: yılan taşı.
Set gölü: önü kapanmış çukurlarda su birikmesi sonucu oluşan göller.
Seyehatname: gezi yazısı.
Sıcak kuşak: dönenceler arasında kalan bölge.
Sıcaklık terselmesi: sıcaklığın en yüksek ve en düşük değerleri arasındaki fark. 
Sığ deniz: az derin denizler.
Sıra dağ: birçok dağın birleşmesiyle oluşan dağ topluluğudur.
Sibirya: Ural Dağlarından Büyük Okyanusa kadar uzanan Rusya’nın toprak parçası.
Sileks: çakmak taşı.
Silikat: silisik asit ve bazların bileşimi sonucu oluşan tuz.
Sinoptik harita: hava durumunu gösteren harita.
Sipolen:  çimento ile birleşip sertleşen kayaç.
Sirk:  buzulun meydana getirdiği aşınım çukurları.
Sirk buzulu: dağ tepelerinde çanaklarda oluşmaya başlamış buz.
Sirk gölü: buz çanağının içinin su ile dolmasıyla oluşan göller.
Sismograf: deprem dalgalarını çizen alet.
Sismoloji: deprem bilimi.
Soğuk kuşak: kutuplar arasında kalan bölge.
Solstis: güneşin ekvatora en uzak olduğu noktayı gösterir.
Sondaj: yer altında kuyu açma işlemi.
Supsidans: bütün halinde yer kabuğunun çökmesi.
Subtropikal: yarı tropikal.
Subtropikal bölge: orta kuşak ve tropikal kuşak arasında kalan kesim
Sülfür: kükürdün başka bir elementle oluşturduğu bileşik.
Süper kıta döngüsü: büyük kıtalar oluşur.
Süper okyanus döngüsü: büyük okyanuslar oluşur.
Sürempoziyon: akarsuyun tortul kütleyi aşındırmasıyla eski temele saplanması.
Sürünme: yamaç kayması.

                                                                    Ş



Şaryaj: dağ oluşurken bir kütlenin diğer kütleyi sürüklemesi.
Şaryaj örtüsü: bir kütle üzerine sürünerek gelmiş olan kütle.
Şelf(kıta sahanlığı): derinliği 200 m olan sığ deniz.
Şist: killerin yapışması sonucu oluşan taş.
Şot, sebha: tuzlu bataklık.

                                                                  T

Taban seviyesi: akarsu aşındırmasının bittiği yer.
Taban seviyesi ovası: akarsuyun malzemesini biriktirdiği yerde oluşan ova.
Takke buzulu: dağ zirvelerinin hepsini kaplayan buzul.
Talveg: akarsuyun derin yerlerini birleştiren çizgi.
Taş: yer kabuğunun ana malzemesi.
Taşkın ovası: akarsu malzemelerinin birikmesiyle oluşan ova.
Taşküre: mantonun üst kısmından başlayıp yeryüzüne uzanan katman.
Tayga: iğne yapraklı ağaçlardan oluşan orman.
Tefra: volkanik malzemelerin tümünü kapsayan ad.
Teknik: amaca ulaşmada kullanılan yöntem.
Teknoloji: bilimlerin gelişmesine yardımcı olan araç-gereçlerin tümü.
Tektonik: yerkabuğu ile ilgili olayları açıklayan bilim.
Tektonik hareket: yer kabuğunda meydana gelen tüm hareketler.
Terra rosa: demir bakımından zengin kırmızı renkli topraklardır.
Ticaret rüzgârları:
Titanyum: korozyona karşı dirençli metal.
Tjale: donmuş yer altı.
Tombolo: karaya bağlanarak oluşmuş yarımada.
Toponomi: yer isimlerinin bilimi.
Tortul: çökelme sonucu oluşan kayaç.
Tortulbilim: sedimentoloji.
Transgresyon: denizin karaları basması.
Transprasyon: canlıların terlemesi
Traverten: suda çözünen kirecin çökelmesiyle oluşan şekiller.
Tsunami: deniz depremi.
Tundra: kutba yakın bölgelerdeki bitki örtüsü.
Turba: ayrışmış materyallerden oluşan yakıt.
Turbalık: altında çürümüş bitki bulunan bataklık.
Tüf:  volkanizma sırasında çıkan parçalar. Bu
Tüfit: tüf ve taş kırıntısı.
Tümülüs: yığma tepe mezar.

                      U-Ü

Ulaştırma: her türlü taşıma işleri.
Ulu deniz: uluslar arası ırmaklar.
Uvala: dolinlerin birleşmesiyle oluşan çukurlar.
Uved: içinde su bulunan kuru vadi.
Uzay: sonsuz boşluk.
Uzay mekiği: uzaya fırlatılan taşıt.
Ülke: bir devletin üzerinde bulunduğu yerin tamamı.
Ülke coğrafyası: yeryüzündeki türlü yerlerin coğrafyası.

                                                               V


Vadi: içinde akarsu bulunduran uzun çukur.
Vadi brizi: vadi yeli.
Vadi buzulu: vadi boyunca aşağı hareket eden buzul.
Vadi kaynağı: yer altı sularını bir vadinin kesmesiyle oluşan kaynak.
Vadi yeli: sıcak havalarda beliren yel.
Vaha: çöllerdeki yeşillik alan
Vejatasyon dönemi: bitkilerin gelişme süresi.
Vetyamit: tüten ocak.
Voklüz: yer altı sularının kalkerler arasından çıktığı kaynak.
Volkan: yanardağ.
Volkan bacası: magmanın geçtiği yol.
Volkan camı: çok sıcak lavın hızla soğumasıyla oluşan cam.
Volkan konisi: volkan malzemelerinin üst üste yığılmasıyla oluşan yapı.
Volkan külü: püskürme sonucu volkan bacasından çıkan malzeme.
Volkanik göl: volkan çanaklarındaki göller.
Volkanik kaya: lavların katılaşmasıyla oluşan kaya.
Volkanik kıyı: volkanizmayla oluşan adaların kıyı tipi.
Volkanik set gölleri: lavların bir çukurun önünü kapatmasıyla oluşan göller.
Volkanik tüf: volkandan çıkan malzemelerin yığılmasıyla oluşan taşlar.
Volkanizma: magmanın patlamasıyla yeryüzüne çıkması.

                      Y
Yastık lav: lavların su ile teması sonucu aldıkları şekil.
Yağmur: bir yağış şekli.
Yağmurölçer: yağmur tutarını ölçen araç.
Yalama yazı: yontukdüz.
Yalıyar: dalga aşındırması sonucu oluşan diklik.
Yamaç: eğimli yüzeyler.
Yamaç buzulu: iyi gelişmemiş buzul.
Yamaç deposu: dağ eteklerinde biriken malzemelerin oluşturduğu depo.
Yamaç kaynağı: geçirimli katmandan çıkan kaynak.
Yanardağ: magmanın yeryüzüne ulaştığı yer.
Yanardağ ağzı: yanardağ tepesinde veya eteklerinde bulunan çanaklar.
Yanardağ bölgesi: yanardağların bulunduğu bölge.
Yanardağ depremi: yanardağın belirmesi sonucu oluşan sarsıntılar.
Yanardağ kayaçları: püskürük kayaçlar.
Yanardağ külü: yanardağdan çıkan ince parçalar.
Yanardağ yumrusu: yanardağın fırlattığı yumurta biçimindeki taşlar.
Yapay çevre: insan eliyle değiştirilen çevre.
Yar: dimdik yüksek yer.
 Yardang: ince, uzun yer ve aralarındaki keskin sırtçıklar.
Yarmavadi: akarsu aşındırmasıyla oluşan dik, tabanı dar vadi.
Yatak: akarsuların geçtiği yol.
Yayla: yaz aylarında tarım ve hayvancılık yapmak için yerleşilen yerler.
Yaylacılık: yaylalara göçme olayı.
Yaz: yıl içindeki sıcak mevsim.
Yaz saati: güneş ışığından daha kazla yararlanmak için saatlerin bir saat ileri alınması.
Yengeç dönencesi: kuzey yarımkürede ekvatorun 23 derece 27 dakika kuzeyinden geçen enlem.
Yer adı bilim: bir bölgedeki yer adını bütün ötün özellikleri ile inceleyen bilim.
Yer: bir alan, mekân.
Yer altı demiryolu: yer altına döşenmiş demir yolu.
Yerberi: bir gök varlığının yere en yakın geçtiği noktalar.
Yerbilim: jeoloji.
Yerel: bir yer bağlı.
Yerel saat: dünya üzerinde her bir nokta için düzenlenen saat.
Yer kabuğu: yer yuvarlağını taştan kuşatan küre.
Yeröte: bir gök varlığının yere en uzak geçtiği nokta.
Yeryüzü: karaların yüzü.
Yıldız: Türkiye’nin kuzeyinden esen soğuk rüzgârlar.
Yoğuşma: havada bulunan su buharının çeşitli yağış şekillerine dönüşmesi.
Yontukdüz: aşınım sonucu oluşan düzlükler.
Yumrular: toparlak taşlar.
                     
                       Z

Zelzele: deprem.
Zemheri: kara kış.
Zemin hareketi: zeminin yerinden oynaması.
Zemin: yüzey.
Zeolit: volkanik kayaçlar.
Zımpara taşı: alüminyum kristallerinden oluşan çok sert kayaç
.









































Hiç yorum yok:

Yorum Gönder